Hayatyolcusu

Ilginç…

Şubat 2, 2010 · Yorum yapın

İlginç,
İnsan 10 milyonu sadaka verecek olsa bu miktarı çok bulur ama 10 milyon ile mağazadan bir şey almaya gitse alacak bir şey bulamaz…
İlginç,
İnsan 10 dk zikir edecek olsa bu zamanı çok bulur ama bir film veya maç olsa bir buçuk saatlik zaman onun için hemen geçiverir…
İlginç,
bir futbol maçının uzaması insanın hoşuna gider ama Cuma namazında hutbenin birkaç dakika uzaması hiç de hoşuna gitmez…
İlginç,
insan duyduğu dedikoduya hemen inanir ve kabullenir ama kesin dogru oldugunu bildiği bir şeyi inat ederek hemen kabullenmez…
İlginç,
insan camide bir saat ibadet ederek vakit gecirecek olsa onun icin zaman gecmek bilmez ama televizyona bakarken zaman onun icin cabucak gecer…
İlginç,
insan namaz kılarken, ibadet esnasında dünyevi konuları düşünmeyi sever ama normalde İslamiyet’i düşünmekten kaçınır…
İlginç,
insana bir sureyi veya surenin anlamını okumak zor gelir ama bir romanı okumak onun için kolaydır…
İlginç,
bir ayet ya da hadis ezberlemek insanın zoruna gider ama muzik listesi top 10′da olan şarkıların hepsini ezbere bilir…
İlginç,
insan ajandasında bir dini toplantı için zaman bulamaz ama dünyalık işler için çok zaman bulur.
İlginç,
insan İslami konuları dinlemeyi ve anlatmayi zor bulur ama dedikoduları dinlemeyi ve anlatmayı çok sever…
İlginç,
insan CENNETE gitmeyi ister ama hicbir sey yapmadan…
İlginç,
insan her gün birilerinin ölüm haberini alır, ama yine de kendisinin de birgun öleceğini düşünmez…
İlginç,
insan her gün bir gün çürüyecek vücudunu daha formda tutmak icin yediklerine dikkat eder, cildine bakım yaptırır ama asla çürümeyen ruhu ve kurtuluşu için hiç dikkat etmez…
ALLAH HEPIMIZI ISLAH ETSIN

→ yorum bırakKategoriler: Güzel sözler · Hayat Gercekleri · Ibret dolu hikayeler · Islam · Namaz

Aşk Nedir?

Ocak 30, 2010 · Yorum yapın

“İlk” te “son” bulmaktır!.. “Başlangıçta”, “bitmek”tir AŞK!.. Aşk nedir sizce?. Hiç tarifini yapmaya çalıştınız mı kendinizce…

Aşk o fırtınalı günde binip muhabbet kayığına çekebilmekti kürekleri tereddüt etmeden Hüda-i’ce. Sonra önünde serilmesiydi azgın dalgaların sakince…

Aşk Hz. İbrahim gibi, ateşe atılırken gelen meleklere, “Ateşi yandıran benim halimi biliyor deyip, sizden talebim yok” diyerek,Cânı gönülden teslim olmaktı Alemlerin Rabbine…

Aşk Hz. Yakup misali, kaybettiğinde biricik Yusuf’unu, Rabbine güvenip, rıza ile beklemekti sonunu… “Bana düşen sabrı cemildir” diyebilmekti büküp boynunu…

Ya da âşık Yunus Emre gibi “Hoştur bana Sen’den gelen” diyerek, ’tan gelecek herşeyi itirazsız kabul ederek “Kahrında hoş, lütfunda hoş” diyebilmekti..

Aşk sevdalanıp güzeller güzeline, bağlanmaktı gönülden Silip yürekten masivayı, değil dünyadan, ahiretten geçmekti.. Aşk silmekti kalpteki gururu, hasedi, kibiri, Diyebilmekti Yunusca, boşverdim herşeyi “bana seni, gerek seni!..”

Evet, evet… Aşk sizce neydi!?.. uçsuz bucaksız gökyüzünde kanat çırpmaktı aşk!.. Vahasız çöl yollarında deli divane gezmekti aşk!.. Herşeyden geçip, sevgilinin hüviyetine bürünmekti aşk!..

Ne de çok düşündük değil mi ya aşkın tarifini… “İlk” te “son” bulmaktır!.. “Başlangıçta”, “bitmek”tir AŞK!.. Aşk ne hüzün, ne sevinç, ne hülya… Aşk, sahili olmayan koca bir derya!…
Aşk ne Mecnun, Aşk ne Leyla… AŞK dediğin, yüce MEVLA!… Genç yaşta bana aşık olan, “Habibimdir” der u Teala!….

ALLAH’ın “Habibim” dediği kullarından olmak duasıyla…
Vesselam…

Şeyma Karadağ. Alinti

→ yorum bırakKategoriler: Dualar · Güzel sözler · Hadisler · Hayat Gercekleri · Ibret dolu hikayeler · Islam · Siirler

Göz…

Ocak 30, 2010 · Yorum yapın

→ yorum bırakKategoriler: Gözler

Mustafa Ceceli – Dön…

Ocak 26, 2010 · Yorum yapın

→ yorum bırakKategoriler: Güzel sözler · Siirler · Videolar

Acele Etmeli…

Ocak 21, 2010 · Yorum yapın

Her şeyi düzeltebilirmişiz gibi geliyor değil mi? Bütün küslükleri bir gün bitirebilir, bütün gönülleri şak diye alabilir, bütün ertelenmiş dostlukları bir gün ”Hadi” deyip gerçekleştirebiliriz sanıyoruz değil mi? Nasılsa daha zaman var… Nasılsa daha bir ömür yaşayacağız… Nasılsa dünya küçük…

Nasılsa bir yerde karşılaşırız… Oluru varsa tesadüfler yaratır zaten öyle değil mi? Nedir ki acelemiz? Derken…
Ölüm giriverir araya. Bütün planları bozar… Barışmadan, dost olmadan gidiverir o… Baka kalırsın. Elinde bir sürü kelime.. Bir dakika dersin. Benim daha sahnem bile gelmedi, nereye?… Kalp kırdıysan bir özür bile dilemediğine yanarsın, kalbin kırıksa bir sitem edemediğine… Öyle kalırsın… ”Neden daha önce gidemedim ona da şu gönlümü al da dost olalım artık demedim” dersin. Birden fark edersinki.. Meğer o kadar zamanımız yokmuş. Meğer bir ömür daha yaşayamayacakmışız… Meğer yolun sonuna gelmişiz…
Ertelemek.. Ah ne feci birşey. Bu gün değil yarın.. Yarın değil öbür gün… Bu ay değil öbür ay… Sonraki bayram… Belki seneye… Doğru değilmiş. Yapmamak gerekirmiş… Bu gün bir kez daha öğrendim ki, biriyle dost olmak istiyorsan hemen olman gerekiyormuş… Acele etmek gerekiyormuş. Hiç vakit kaybetmemek gerekiyormuş…

Kalbini kıran özür dilemiyorsa dilemesin. Sen istiyorsan dostluğun devam etmesini, o zaman git ona… Konuş onunla… Zaman hızla akıp gidiyor.. Bir geri sayım var.. Kalan zamanı bizim görmediğimiz bir geri sayım… Tır tır akıyor…

Çok fazla işimize kaptırıyoruz kendimizi.. Çok fazla kendimize kaptırıyoruz kendimizi. Çok fazla elimizdeki mutluluklara kaptırıyoruz kendimizi.. Çok fazla endişemiz, korkumuz var… Çok fazla gururumuzun esiriyiz… Çok fazla gurur etrafında dönüyoruz… Çok fazla ”Asla” larımız, çok fazla ”Hiç” lerimiz ve çok fazla ”Katiyen” lerimiz var. Çok fazla tükürdüğümüzü yalayalım mı, yalamayalım mı hesabı yapıyoruz…
Çok fazla vazgeçiyoruz… Çok fazla düşünce okumaya çalışıyoruz… Çok fazla okuyamadığımız düşüncelerin yerine kuruntu kuruyoruz… Çok fazla sinirleniyor, çok fazla kin bağlıyoruz… Çok çok çok fazla.. Her şeyden çok fazlamız var… Safrayı o kadar basmışız ki gemi hiç hareket etmiyor artık… Gidemiyor… Duruyor öyle orta yerde..Yalan hepsi yalan bunların… Ölüm var işte..
O yüzden…
Acele etmeli…
Ölüm var..
Yakında veya uzakta…
Ama var işte..

…alıntı…

→ yorum bırakKategoriler: Güzel sözler · Hadisler · Hayat Gercekleri · Ibret dolu hikayeler

“…..” Buraya Onun Adini Yaz…

Ocak 11, 2010 · Yorum yapın

“…..” BURAYA ONUN ADINI YAZ
Kimin mi?
Hani o, seni en çok üzenin, en kızdıranın adını..
Eşin belki..Belki de annen-baban..
Ya da kardeşin, komşun, en iyi arkadaşın..
Artık, seni inciten ve de “kıymetlin” her kimse, işte onun..
Yaz adını buraya; “. . . . .” ve ekle;
“…..” Öldü! Yok artık!
Ne bir daha bu eve gelecek, ne telefon edecek, ne de bir daha karşılaşacağım onunla!
Artık “…..” Yok! Öldü O.. Hiç olmayacak bir daha..
Bundan sonra, aranızda geçen olayları düşün..
Hani seni çok inciten, üzen-kızdıran ve “Asla!” dedirten her yaşanmışlığı..
Gör bak, nasıl bomboş ve anlamsız gelecek..
Ölümün değdiği her şey nasıl silikleşecek, nasıl artık fonda kalacak hayat!..
Aniden değişecek paradigmalar!
“Neden?” diyeceksin..”Neden kırdım ki onu?” “Şu üç günlük dünyada değer miydi?”
Ve.. Tarifsiz sızlayacak yüreğin..
İşte bak dünya bir an! Bir varmış, bir yokmuş..
Giden asla geri gelmiyor ve insan “keşke” diye bir ömür boyu yürek sızılarıyla kalıyor sonra.
Böyledir ölüm.. Ansızın gelir ve keskin bir bıçak gibi ayırıverir dünyaları..
Ve bizler, hep “ölecek yaşlarda” olduğumuz gerçeğini bile bile, görmezden gelir, hiç ölmeyecek gibi yaşarız..
Oysa geçen her saniye haykırır bize; “Ölüm var heyy!”
Bir ebemkuşağıdır ölüm..
Her giden hep “sırma saçlı-badem gözlüdür” ya hani..
“…….” Öldü diyerek işte, şimdi değiştir paradigmaları!..
Ve en bâdem gözlüne sımsıkı sarıl! Bırakma sakın!..
Bak, tik-taklıyor zaman; “Ölüm var heyy!”
İşte bu, “Ölmeden önce ölmek” yani Olmak sırrındandır..
Ve bundandır “Her vakit ölümü hatırlayın!”diye emredilmesi..
Sırra eren, hiç “keşke” demeyecek.
Ve..
Nasıl hayattayken öldürüp de gayrımızı, sıfırlıyorsak ona karşı içimizi, aklımızı-yüreğimizi..
Nefsimize de böyle yapmalı!..Sıfırlamalı dâim..
Sınır dışı tüm arzu ve dayatmalarını, ölüm silgisiyle silivermeli..
Ölmeden Ölmeli!..
Ölmüş olan, hiç dünyaya tapar mı? “Şunu, şunu da isterim” der mi?
Ölmüş olan, yalan-kötü söz söyler mi?
Ölmüş olan, haset-zulüm eder mi hiç?
Ölmüş olan, benlik davası güder, kin tutar mı?
Ölmüş olan, incinir mi?
Ölmüş olan, İncitir mi hiç?
?
Gelin ÖLüverelim hadi!..
OLuverelim..
Selam ve Duâ ile…
Alinti

→ yorum bırakKategoriler: Güzel sözler · Hayat Gercekleri · Ibret dolu hikayeler · Siirler

Son defa tevbe için açıyorum ellerimi

Aralık 22, 2009 · Yorum yapın

Bu yollar, bu kaldırımlar ..
Bu deniz, bu dalgalar ..
Bu gemiler, vapurlar ..
Hiç biri boşuna değil !
Bu kalabalıklar,
Bu insan ! kümeleri,
Bu yığınlar !
Yığınaklar !
Kuru ağaçlar !
Çorak topraklar !
İmanlı görünen imansızlar !!!
Hiç biri boşuna değil !
Biri cennetlere,
Biri cehennemlere sebep:
BEN NEREDEYİM NEYE SEBEBİM ?..

Neler oluyorla başlıyor,
Ve verimsiz hasatla harmanlanıyor sorularım.
Cevaplar arıyorum !
Bulamıyorum !
Hayata dair güzel şeyler kaybolmuş,
Yoksa benmi zivanadan çıkmış yerlerdeyim,
Bilemiyorum !
Burada kelimeler anlamlarını yitirmiş,
Beyinler erimiş ..
Ya Rabbi ! Kıyamet mi yaklaştı ?
Kadim kitaplarda yazılanlar bir bir çıkıyor
En sona ramak kaldı
Ya Esfeli safiline / aşağıların en aşağısına
Ya da !!!

Zaman !
Ah bu zaman !
Bu zaman şüphesiz ahir zaman !
Kıyamete çeyrek kalmışken neden düzelmiyoruz ?!
DÜZELEMİYORUZ !?!
Sözler neden ismet tarlalarına giremiyor ?
Gözler neden iffet çeşmesinden su içmiyor ?
Yoksa ölümü öldürdük mü ?
Hani dönüşler O’ naydı ?
Hani galu Bela’ daki söz ?
Hani “Eseltu bi rabbikum” a “Bela” demiştik ?
Ya Rabbi ! Biz zalimlerden olduk !
“Lailahe illa ente subhaneke inni küntü minezzalimin”

Nerede o Kur’an-ı Hakim ?
Hangi duvara çakılmış çivide !?
Hangi anneannenin cehizliğinde !?
Nerede hadis kitapları ?
Sahih-i Müslim ?
Kedilerin Babası Hz Ebu Hureyre’ den nakledilen hadisler nerde ?
Nerde Sünneti Seniyye ?
Ya Rabbi ! Yok mu bir çare ?
Yok mu bir çıkar yol ?
Çıkmaz sokaktan çıkmak için ne yapmalı ?
Bu dünya isteğinden,
İhanetlerden,
Maskelerden,
Düzenbaz dillerden nasıl kurtulmalı ?…

Soru yumağı beynimde harç olurken,
Bir tokat düşüyor enseme
Kamer Suresi’ nin 17. ayeti doluyor gözlerime
Zira Rabb’ı Rahim o ayette ;
“Kuşkusuz biz Kur’an-ı da öğüt için kolaylaştırdık.
Öğüt alan var mı ?” diyor.
Kella diyorum acziyetimle !
Ve ağlamaya başlıyorum !
Ilık ılık göz yaşlarım dudaklarımı ıslatıp,
Ağzıma düşüyor ..
Çaresizliğin girdabında değilim !
Cehaletin mengenesine atmışım kendimi !
İntiharlığı seçmişim dünyalık için,
Ahiretim için intihar etmişim.
Oysa Üstad’ın ;
“Tel tel ve iplik iplik dikselerde ağzımı;
Tek ses duysalar, (Allah) … Yoklayanlar nabzımı.”
Şiirini okumuş ve yönümü çizmiştim
Önce “Estağfirullahel azim ve etubu ileyh” diyecektim
“Lailaheillallah” la devam edecektim.
Sonra “Allahumme salli ala seyyidina Muhammed”
Ve cennete her tesbihimde ağaç olacak olan;
“Subhanallahi velhamdulillahi vela ilahe illallahu vellahu ekber
vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim” i söyleyecektim
İşte yeniden şahlanıyor imanım.
Son defa tevbe için açıyorum ellerimi :
Ya Rabbi ! Tüm günahkarlığımla ve acziyetimle yeniden kapını çaldım.
Anladım ki Sen’ den başka gidecek yerim yok !
Anladım ki Sen’ den başka beni affedecek yok !
Okudum ki Sen affeden ve affetmeyi sevensin !
Okudum ki Sen üzerine rahmeti yazmışsın !
Okudum ki Sen’ i sevenleri Sen de seversin !
En Sevgili Sen’ i bilip kapına geldim !
Şüphesiz ki rahmetini diliyor, umud ediyorum
Bana gazap edersen de şüphesiz ki ben fazlasıyla hakkettim.
Bu günahkar kulunu affet Ya Rabbi !! Amin, amin, amin ..
Elhamdulillahirrabbilalemin
Vesselatu vesselamu ala rasulina muhammedin ve ala alihi
Ve sahbihi ecmain …

Lokman HAMİTOĞLU

alinti

→ yorum bırakKategoriler: Güzel sözler · Ibret dolu hikayeler · Islam · Namaz · Siirler

Kurban Bayrami…

Kasım 26, 2009 · 1 Yorum

→ 1 YorumKategoriler: Cicekler · Dualar · Güller · Güzel sözler · Islam

İçimde Ağlayan Çocuk

Ekim 28, 2009 · Yorum yapın

 

Uzun bir rüya sessizliğine gömülür insanın kalbi kimi zaman. Ne kadar çabaladıysa da anlatamaz yüreğinde alevlenmiş ateşi. Yolu sükuta çıkan kelimelerin sersemliğiyle konuşup durur çoğu kez. Anlamlandıramadan ve bürüyemeden cümlelerini yüreğindeki sese. Susması gereken ne kadar sebebi varsa öteden, hepsini toplayıp dilinin ortasına acı veren kopkoyu bir sessizliğin içinde bulur kendini.

Uzayıp giden bir sızı halini alınca bu sessizlik bir çocuk ağlamaya başlar buğulanmış kalplerde. Kırılgan zamanların yitik merhametiyle yüreklerde büyüttüğü bir yerdir o çocuk.

Adı: Zulüm’dür, Adı: Gözyaşı, Adı: Çaresizlik…
Akşamüstü atılan bomba sonrası terkedilmiş bir şehrin yanık kokusu gibidir onda yaşamak. Soğuk namluların ucuna takılmış hayatı solumaktır her gün. Anlatılamayan olmaktır, hissedilemeyen, duyulamayan. Tuhaf bir saklambaç oyununun ebesi değilken kalbinin tam ortasından kurşunla sobelenmektir. Saklanamamaktır, bulunmaktır en sağlam sandığın yerden.

Yüreklere gömülmüş acılarla ve mahşere saklanmış kelamlarla örülmüş bedenlerden kan misali zulmün aktığı bir yaşamaktır bu. Uyanmak istenilen ve sürekli acı veren bir rüyadır. Kara ve tahammül edilmez bir kâbus halini aldığında bu rüya bir çocuk ağlamaya başlar uyuşmuş gözlerin şafağında.

Adı: Ayşe’dir, Adı: Muhammed, Adı: Vaad…

Oyunlarını rüyalarına saklayan kara gözlü bir çocuktur o. Küçük bir yüreği, minik gözyaşları ve masum bakışları vardır. Annesinin ona öğrettiği duası vardır kalbinde. Hayalleri tutsak edilmiştir. Umutları daha doğmadan söndürülmüştür. Hayatına pusu kurmuş savaşı gözlerinde yaşar o. Bilmeden ve anlamadan. Annesi savaş kelimesini öğretecek mi ona? Bir tüfekle ne yapıldığını bilecek mi?

Kapanan gözlerinde cenneti barındıran, yorgun gecelerde Peygamber’in başını okşadığı bir çocuktur o. Milyonlarca beden taşır yüreğinde. Acıya kenetlenmiş hayatının her anında gözlerimize bakar kara gözleri. Bir ayna kurup ağlamaya başlar içimizde. Ve biz ağlayan bir çocuk taşırız yüreğimizde.

Adı: Filistin, Adı: Irak, Adı. Afganistan, Adı:…

…alıntı…

→ yorum bırakKategoriler: Güzel sözler · Hayat Gercekleri · Ibret dolu hikayeler · Siirler

” Ölümün bile güzeli vardı”

Ekim 28, 2009 · Yorum yapın

Hayatın merdivenleri yüksek ve dardı çoğu zaman Kendinizi her salışınızda biraz daha aşağı iner Ve dibe hızla yaklaşırdınız İnmek, çıkmaktan daha kolay olurdu Tıpkı yaşlanmanın genç kalmaktan daha kolay olduğu gibi Belkide hayat merdiven inmekten ve mevdiven çıkmaktan ibaretti Bir yaşa kadar Büyük bir yaşam savaşıyla çıktığımız merdivenler Bir yaştan sonra iniş oluverir Ve sizi ömrün bittiği yere yönlendirirdi Bir sürü sorun çıkardı hayatın son basamaklarında Hastalık, dert, tasa hepsi bir olup üstünüze çöker Ve ağır işiten kulaklarınızda çınlayan tek şey Aheste bir kemancının çaldığı sultaniyegah sirto olurdu Sonu yaklaştıkça insan sözün doğruluğuna inanırdı ” Ölümün bile güzeli vardı” Ecel geldiğinde sorsa deseki Ölümlerden ölüm beğen kendine Ve seçme şanşımız olsa ne isterdik acaba Vakit dardı ve aslında ölümün bile güzeli vardı Son nefeste yanında olmak isteğimiz Belki ana , belki evlat ,belkide yardı Daha yapacağım çok şey vardı belki yarın Ama her şey buraya kadardı Ve ölüm denilen şey deli gönüle dardı Seçme şansımız olsa seçerdik elbet ” Çünkü ölümün bile güzeli vardı” Son basamaklarıydı bunlar artık hayatın Aynaya her bakışta bir yaş daha yaşlanırdım Azraille pazarlık zordu Deli gençliğin hayali gözlerimin önünde dururdu Ve ağır işiten kulaklarımda çınlayan tek şey Aheste bir kemancının çaldığı Sultaniyegah sirto olurdu… UĞUR ARSLAN

→ yorum bırakKategoriler: Güzel sözler · Hadisler · Hayat Gercekleri · Ibret dolu hikayeler · Islam