“Bir ateiste, İslâmiyet’i on dakikalık anlatma fırsatım olsaydı”

Mart 21, 2010 § 1 Yorum

“Bir ateiste, İslâmiyet’i on dakikalık anlatma fırsatım olsaydı” şöyle derdim:

Hiç etrafına bakıp düşündün mü? Her şey ne kadar da güzel; ne kadar nizam ve intizam içinde Her gün güneş doğuyor, sabah oluyor; her akşam güneş batıyor, akşam oluyor Geceleri, ay çıkıyor ve karanlığı bir nebze de olsa aydınlatıyor Sonra milyonlarca yıldız beliriyor gökyüzünde Ama bütün bu cisimler, gökyüzünde dolaşıp durdukları hâlde birbirlerine aslâ çarpmıyor Ve bu düzende hiçbir zaman bozulma veya aksama meydana gelmiyor Güneş Biraz yaklaşsa yanarız, biraz uzaklaşsa donarız Nasıl oluyor da hep aynı intizam içinde ilerleyebiliyor bu devâsâ yıldız? Sonra bulutlar Bir okyanus dolusu su, gökyüzünde dolaşıyor; ama hiçbir zaman hepsi bir kerede boşalıvermiyor Düzenli bir şekilde tane tane iniyor yeryüzüne Hiç düşündün mü bunları? Yoksa hep boş boş mu bakarsın? Ancak ben seni akıl sahibi bir insan olarak görüyorum Sen bütün bunları düşünüp ibret alacak kadar zekî bir insansın aslında Hani sizler bütün bunların kendiliğinden olduğuna inanıyorsunuz ya, ben de inanıyorum ki, eğer hakkıyla düşünseydiniz bütün bu ihtişâmın kendiliğinden olmayacağına kanaat getirirdiniz En basitinden bir güle bakıp düşünse insan; o muhteşem çiçeğin mutlaka bir yaratıcısı olması gerektiği kanaatine varır Tohumu, yaprakları, kokusu Ne güzel bir eser, değil mi? Bu eserin, bu eserlerin bir müessiri ve yaratıcısı olmalı mutlaka… Ve o yaratıcı öyle bir yaratıcı olmalı ki, tarif edilemeyecek, idrak olunamayacak kadar mükemmel olmalı; öyle değil mi? Eşi ve benzerleri olmamalı, hiçbir şeye benzememeli, hiçbir şeye muhtaç olmamalı, öyle değil mi? İşte o yaratıcı, Allah’tır Biz O’nu göremeyiz, fakat O, bizi her an koruyup gözetlemektedir Nasıl ki, içimizdeki sevgi hissinin, acı hissinin varlığını bilir ve hisseder, ancak o duyguları göremezsek, aynı şekilde Allah’ın varlığını bilir, hisseder ama O’nu göremeyiz Rabbimiz, biz kullarını O’na kulluk edelim diye yaratmıştır ve Rabbimiz öyle büyük bir kudret sahibidir ki, solmuş çiçeği yeniden yeşerttiği gibi, bizi de bu dünyadan göçtükten sonra tekrar diriltecektir Bu dünya, bizim için bir imtihan yeridir Rabbimiz, bize iki yol sunmuş, akıl ve irade vermiştir İstediğimiz yolu seçmek, bizim tercihimize kalmış bir durumdur Ancak seçtiğimiz yol karşılığında Rabbimiz bize cennet ve cehennemi hazırlamıştır Bu dünya hayatı senin de gördüğün gibi kısacıktır Asıl mühim olan, öldükten sonraki hayatımızdır Sana yüce kitabımızdan okumak istiyorum bu gerçeği Belki onun fesâhat ve belâğatı karşısında gönlün daha çok tatmin olur Bakara Sûresi 28 âyette şöyle buyrulur: “Siz cansız iken size can veren Allah’ı nasıl inkâr edersiniz? Sonra sizi öldürecek, tekrar sizi diriltecek ve sonunda O’na döndürüleceksiniz” Rahman Sûresi 41-45 âyet-i kerîmelerinde ise şöyle buyrulmaktadır: “Suçlular sîmalarından tanınır; perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar Öyleyken Rabbinizin hangi nimetini yalanlayabilirsiniz? İşte bu suçluların yalanladıkları cehennemdir Onlar cehennemle kaynar su arasında dolaşır dururlar” İşte ben seni cehennemden sakındırmak istiyor ve idrâk ötesi güzellikteki cennete davet ediyorum Hâlâ tatmin olmadın mı? Tekrar bak etrafına Her şey senin için Tavuklar senin için yumurta yapıyor, toprak senin için renk renk meyve ve sebzeler veriyor Yağmur senin için yağıyor Gece dinlenmen için verilmiş, gündüz çalışman için aydınlık kılınmış Bak, yüce kelâmında Rabbimiz nasıl ifade ediyor bunu: “O, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı Sonra (kendine has bir şekilde) semaya yöneldi; onu yedi kat olarak yaratıp düzenledi O, her şeyi hakkıyla bilendir” (el-Bakara, 29) Ne kadar mükemmel bir sanat değil mi; kelâmı bile Ve biliyor musun, Rabbimiz o kadar merhametli ki, bize kendisini anlatması için peygamberler göndermiş İşte son peygamber de bizim Peygamberimiz! 1400 küsûr yıl önce yaşamış ve hâlâ gönüllerimizde yaşamakta olan sevgili peygamberimiz, Hazret-i Muhammed Mustafâ -sallallâhu aleyhi ve sellem- O, bizim «üsve-i hasene»miz, yani «en güzel örneğimiz»dir Kur’ân’ı nasıl yaşayacağımızı da, O’nun hayatında müşahhas olarak görebiliyoruz Sen, bana Allah’ın lütfusun ki, sana İslâm’ı anlatmam için beni sana vesîle kıldı Ve sana bir müjde daha vermek istiyorum Eğer İslâmiyet’i seçerse bir kul, Rabbimiz onun bütün geçmiş günahlarını affediyor Ne büyük bir lütuf değil mi?! Evet seni Hak yola, cennet yoluna dâvet ediyorum İnşallah, artık kalbin mutmain olmuştur Haydi şimdi bir söz söyle ki, gönülden, yeniden başla hayata Öyle bir söz söyle ki, ebedî kurtuluş kapısı: Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh

alıntı

Reklamlar

§ One Response to “Bir ateiste, İslâmiyet’i on dakikalık anlatma fırsatım olsaydı”

  • Hudutkartali dedi ki:

    cok firsatim oldu :)) yuzlerce firsatim oldu… iki kisi haric hicbirisi takmadi..kafasina takan son kisi benden daha musluman :):):) bir ateiste on dk da islamiyeti anlatma firsatim bir daha olursa ona islamiyet anlatilmaz yasanir dicem 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

What’s this?

You are currently reading “Bir ateiste, İslâmiyet’i on dakikalık anlatma fırsatım olsaydı” at Hayatyolcusu.

meta

%d blogcu bunu beğendi: