Ayrılıksız aşklara kavuştur beni …!

Ağustos 7, 2010 § Yorum bırakın

”İste, karşılık bulacaksın…
Çal kapıyı, usanma!
Açılmak içindir kapılar.
Yer olmasaydı orada sana, önüne duvarlar çıkardı.
Vermek istemeseydi istemeyi öğretmezdi.
Mademki ihtiyacın var, çalacaksın öyleyse, en büyüğünü çal kapıların…
Aç ellerini gönlünle birlikte dinleyen Rabbindir seni…
” Sesime cevap veren, yakarışıma ses veren Sensin, çağrıma karşılık veren Sensin, dileklerimi önemseyen Sensin, dularımı işiten Sensin …
Yokluğum en güzel duamdır; varlığımı sana dua eyle.
Suskunluğum en keskin sözümdür; sözümü sana dair eyle.
Kırık kalbim en iyi yanım;
Kalbimi sana yar eyle..
“Sen ki gözlerime görmeyi bahşettin, cemalini görmeyi de yaz bana.
Sen ki kalbime sevmeyi lutfettin, sevdiklerinden olmayı da yaz bana.
Sen ki yokluğuma var olmayı yakıştırdın, ebedi vuslatını ver bana…” ‘
‘RABBİM! Sevgini, seni sevenin sevgisini ve beni yaklaştıracak olanın sevgisini nasib et.”
Sen ki Merhametinle varlığa erdindin beni, cömetliğin hiçliğe düşmeme izin vermez.
Ebedi cennetine buyur et beni..
Sen ki gül yapraklarını kokularla bezer, bülbül kokularıyla süsler, şebnemlerle taçlandırırsın, keremin kalbimin sevdasız kalmasına izin vermez.
Ayrılıksız aşklara kavuştur beni …!
Amin! Alinti

Ne olur bir kez daha affeyle…

Haziran 21, 2010 § 1 Yorum

Ya Rab!.. Ne zaman bir yol ayrımında çaresizce çırpınırken bulsak ruhumuzu, adına vicdan dediğimiz nusretinle Sen yetişirdin imdadımıza. Yetişir de rengarenk gökkuşağı boyardın zulmetli ufkumuza.
İlahi!.. Ne zaman yüreğimizde biriktirdiğimiz gizli pişmanlıkları gözyaşlarıyla yıkayıp sunduysak kapına, tövbemizi günahlarımızın üstüne şefkatinden bir örtü gibi setreyledin. Çaresizliğimizin dehlizindeki yorgun çığlıklarımıza bir Sen kulak verir, her nefeste yeis soluklayan sözlerimizde, umudun baharını bir Sen dillendirirdin.

İlahi!.. Kim bilir kaç kere dilimizin ucuna gelip de, pervasızca tekrar kalbimizin derinliklerine hapsettiğimiz saklı niyazlarımıza icabet ederdin de, hüsn-ü kabulünle taçlandırıp, hikmeti katında gizli nice sebeplerle karşılığını bazen erteler, bazen de ötelere bırakırdın, ezeli ve ebedi ilminle.

Aklı, Zatını fikredebilmemiz için verir de, fikredebilme kabiliyetini de yine Sen lutfederdin aklımıza.

Sen, daima verendin.

Biz, istemeyi dahi beceremeyen.

Sen, yarattığı her zerreye kudret imzasını nakşeden.

Biz, gözleri hakikata sıkıca perdeli, batıla bulanmış nazarlar.

Sen, bize şah damarımızdan daha yakın olandın.

Biz o şah damarı kurbetinde, gurbeti yaşayanlar.

Biz, havf ve reca atmosferinde gel-gitler yaşayan biçare silsilesi.

Ve biz, kendi nefsine yine kendiyle zulmeden, zavallılar zümresi.

İlahi!.. Biz ne yapacağını bilemez bir halde, kurtuluışu sadece dergahına ilticada arayan mülteciler. Yorgunuz, çaresiziz, Sen de bırakırsan kimsesiziz. Dünya, masallardaki gibi toz pembe gül bahçesi değilmiş. Elimizi uzattığımız gül bahçesindeki dikenlerin, hücumuna uğradık. Yalnız elimize değil Hz. Eyyüb misali kalbimize dokunmaya yeltenir oldu acımasız dikenler. Muhabbetini yitirmek musibetine düçar olduk. Bölündü ukba terennümlü sevdalarımız. Kırıldı, daha körpecikken ikbal fidanlarımız.

Şimdi ise korku ve ümidin kesiştiği o ince çizgide yine sadece Sen’den bir ümide sıkıca tutunarak tövbemizin kıyamında durup, pişmanlığımızın kıyametini yaşıyoruz. Bağışlanma nasıl dilenir,af nasıl taleb edilir sorularına karşılık zihnimizin yabancı sessizliğiyle başbaşayız. Huzurunda hiçten öte hiçleriz.

İlahi!.. Yüreğimizi aciz bir dilenci hicabıyla eşiğine serdik. Ne olur kapını yüzümüze kapatıp, nasipsizler güruhuna bizleri yoldaş eyleme.. Bizi yalnız Sen’inle dost olan, Sen’den gayrısını ağyar bilenlerden eyle. Yalnız Sen’in davanla dertlenen, Sen’in aşkınla hemhal olanlardan eyle. Sen’i bize unutturacak fani sevgilere ise kalplerimizi ebediyyen mühürle.
Bir kez daha tut günahkar ellerimizden ne olur.

Ne olur bir kez daha affeyle…

Alinti

Namaz Kilmak…

Haziran 21, 2010 § Yorum bırakın

“Namaz bize ne kazandırır mı?” diyorsunuz. Her şeyden önce ALLAH’a kul olmayı kazandırır. ALLAH’ın davetine icabet etmeyi, O’nun huzurunda bulunmayı, ALLAH tarafından kabul edilmeyi; ALLAH ile beraber olmanın zevkini, hazzını, lezzetini ve keyfini kazandırır. Çünkü namazın verdiği zevk hiçbir şeyde yoktur. Dünya açısından baktığımızda hiçbir zevk namazın zevki kadar sürekli ve kalıcı olamaz. Şiddetli bir açlık sonrası yediğiniz bir yemek, kavrulur derecede bir susuzluk sonrası içtiğiniz buz gibi bir su; daha başka nimetler, ev, araba, eş, evlat, mal, mülk, makam, mevki, rütbe ve daha niceleri, namaza sahip olmanın zevkini verebilir mi? Çünkü bunların hepsi geçici, bitici, sonlu ve fani… Namazın bunlarla kıyas edilmesi mümkün değil. Bu nimetlerin hiçbiri namazın yanından bile geçemez. Namaz farklı bir lezzet, farklı bir tat, farklı bir nimet ve nimetler üstü bir nimet. Namazın ilk nimeti “namaz ihtiyacını duymak, namaz açlığını hissetmek”tir. İkincisi, namazı beklemek, saatler öncesi hasretini çekmek, namazı özlemek, bir aşk derecesinde sevmek, sevdalısı olmak, hem de kara sevdalısı. Namazsız bir hayatı düşünememek, hatta “namazsız nasıl yaşanır”ı anlamamak…

Namaz öyle bir duruş ki, O’nun huzurundasınız, O sizi görüyor, O sizinle ilgileniyor, O size değer veriyor, O sizi kul olarak kabul ediyor, O sizi seviyor, sevdiriyor, sevindiriyor, sevimli kılıyor ve siz de bu sevinci bütün duygularınızla yaşıyorsunuz. O size olan sevgisini, verdiği nimetlerle anlatıyor, sizden karşılık bekliyor. Siz de O’nun sevdirmesine karşılık ibadetinizle, namazınızla, secdenizle, kulluğunuzla kendinizi O’na sevdiriyorsunuz. Böylece ALLAH katında sevimli ve sevgili bir kul oluyorsunuz. Bütün dünya, yeryüzündeki bütün insanlar sizi sevse fakat ALLAH sevmese, bu sevginin bir değeri, bir anlamı, bir geçerliliği olur mu? *** Düşünebiliyor musunuz? Taş olabilirdiniz, olmadınız, bir bakır madeni olmadınız, bir bitki, bir odun parçası, bir karınca, bir böcek, daha büyüğü bir fil de olabilirdiniz. Hiçbiri değilsiniz. Bir de “Ne olmak isterdiniz?” diye sorulmamış, böyle bir tercihle karşı karşıya kalmamışsınız. Yıllar sonra insan olduğumuzu fark ettik, bebeklik ve çocukluk dönemlerini geçtikten sonra… Sadece insan olma nimetine karşı günlerce, yıllarca alnımızı secdeden kaldırmasak az bile gelir.

Namazı anladık, namazın huzurunu, bereketini tattık, namazlaştık. Asıl kazanç gelecekte… Yarın kabirde ışık ve arkadaş, Büyük Mahkeme’de elimizde kurtuluş senedi/beratı, Sırat köprüsünde bir Cennet burağı/bineği, Cennetin kapısına taşıyan bir vasıta olan namazın az mı kazancı/kârı var? Ama bu bir nasip meselesi, nasiple birlikte bir istek ve bir kabul. Ebedi huzur, ebedi saadet ve ebedi nimetler namazın yanında yer alıyor. Günde bir saatlik bir mesai insanı ALLAH’a taşımıyorsa, yaşamanın sonu ne ola ki…

Mehmed Paksu

Filistinlilere, Gemideki Turklere ve Muslumanlar için Dua…

Haziran 1, 2010 § Yorum bırakın

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

 Ey Şan Şeref ve İzzet Sahibi ALLAH’ım.

Ey Alemlerin En Büyüğü, En Mükemmeli, En Yükseği En Yücesi ALLAH’ım. Senden İzzet ve Kudret İstiyoruz.  Yolunda savaşan mücahitlere yardım et.

ALLAH’ım her daim onların yanındasın ve onlarda seninle. Onlara zafer ver ve onları güçlendir.

ALLAH’ım onların görüşlerini birleştir.

ALLAH’ım onların silahlarını aynı hedefte birleştir , kelimelerini birleştir.

ALLAH’ım onların kalplerini ıslah et.

ALLAH’ım o mücahitleri kendi elinle düşmandan koru.

ALLAH’ım düşman birliklerini yerle bir et ve onların birliklerini mahfet ve onların gücünü zayıflat ve onların gönüllerine korku yerleştir.

ALLAH’ım bizim kaderimiz senin elindedir ve bizim işlerimizin tümü sana döner ve bizim durumumuzdan habersiz değilsin.  Bizim ızdırabımızı sana bildiririz. Üzüntümüzü ve şikayetimizi de sana bildiririz. Zalimlerin adaletsizliğini yalnız sana şikayet ediyoruz ve facirlerin zulmünü ve ihanet eden suçluların cezasını.

ALLAH’ım Hristiyanların ve Yahudilerin tüm kinini ve nefretini adaletsizliğini sana şikayet ediyoruz.

ALLAH’ım karanlığı zalimler gerçekten uzattılar. Dinsizlerin kini derine uzanmış ve yöneticiler, suçlular

ALLAH’ım onların üzerine doğruluk eli gönder kötülüğü onunla kaldır ve bizim izzetimizi geri döndür ve onunla düşmanımızı yok et.

ALLAH’ım onların zulüm ve adaletsizliklerini sana bildiriyoruz.  ALLAH’ım küfrün ve fesadı merkezi olan İsrail ve Amerika’nın kuvvetini başlarına geçir.

ALLAH’ım onların tümü senin farkında , onlar senin arzında fesadı yayıyorlar ve onlar senin kullarını öldürdü ve onlar senin dinini aşağıladılar.

ALLAH’ım sen hepsinden haberdarsın ve hepsinden güçlüsün.

ALLAH’ım onlara gücünle karşılık ver.

ALLAH’ım onlara Ad kavmine gönderdiğin fırtınayı gönder ve onlara Semudun çığlığını , Nuh kavminin tufanını gönder.

ALLAH’ım gökyüzünü onların başlarına geçir ve yeryüzünden dağıt.

ALLAH’ım onların devletlerini parçala.

ALLAH’ım onların ülkelerini böl ve şiddetle parçala.

Hay ve Kayyum ALLAH’ım.  Kullarını güçlü yumruklar kıl.

ALLAH’ım mücahitlere direnişli kalmayı bahşet.

ALLAH’ım esir kardeşlerimize hürriyet nasib et.

ALLAH’ım onları tutsaklıktan kurtar.

 ALLAH’ım onları güçlü kıl.

ALLAH’ım onların imanlarını muhafaza et.

ALLAH’ım onları kalelerine ulaştır.

ALLAH’ım onlara işkenceden kurtuluş yolu yarat.

ALLAH’ım onları zulümleriyle yok et sen güç ve kudret sahibisin.

ALLAH’ım onların hırsını öfkesini kendilerine çevir, hedeflerini başlarına yık ve onların tuzaklarını başlarına geçir.

EY ALEMLERİN RABBİ. EY HAYYUM VE KAYYUM olan. Ey Celal ve İkram Sahibi Ey Duaları Duyan Ey Dualara İcabet Eden Tüm dualarımız Sanadır tüm sözünün ve vaadinin farkındasın ve Sen Kabul Edensin Sen HEr zaman Doğru Söylersin.

ALLAH’ım dualarımıza icabet et.

Ey Hayyum ve Kayyum olan ALLAH’ım. Göklerde ve yerde sınırsız güç sahibi olan Mescidi Aksayı Yahudi zulmünden kurtar.

ALLAH’ım her karanlık kafirden Mescidi Aksayı kurtar.

 ALLAH’ım Mescidi Aksayı özgürce görerek dinlendir ve kindar Yahudiden kurtar.

 Ey Celal ve İkram Sahibi Bütün Canlılar Sana Boyun Eğmektedir Sen Rahmet Edicisin.

 Ey Nefisleri Tek Olarak yaratan ALLAH’ım

 ALLAH’ım Sen Çok Yücesin.

 Ey Mükemmel Güç Sahibi ALLAH’ım Senden İslam ve Müslümanlara izzet vermeni istiyoruz

 Ey Hayyum ve Kayyum Olan ALLAH’ım.

ALLAH’ım ulema ve emir sahiplerini koru ve senin yolunda olan muhlisleri ve bizim makamımızı iyiliği emir kötülükten men edenlerin makamına yükselt ve onu emredenleri Müslümanların üzerine gönder.

Ey Hayyum ve Kayyum Olan ALLAH’ım

Ey Celal ve İkram Sahibi ALLAH’ım.

Nefislere imanı bahşeden ALLAH’ım.

Onların şereflerini konuşmamla karala ve hallerini göster ve sana karşı hiç bir koruyucu yoktur.

ALLAH’ım onların kaderini ızdırap olarak yaz ve onların kaderini felaket kıl.

ALLAH’ım onların sağlıklarını hastalığa çevir ve afiyetlerini hastalığa çevir ve zenginliğini fakirliğe çevir ve kuvvetini zaafa dönüştür.

Amin

alinti

Aşk Nedir?

Ocak 30, 2010 § Yorum bırakın

“İlk” te “son” bulmaktır!.. “Başlangıçta”, “bitmek”tir AŞK!.. Aşk nedir sizce?. Hiç tarifini yapmaya çalıştınız mı kendinizce…

Aşk o fırtınalı günde binip muhabbet kayığına çekebilmekti kürekleri tereddüt etmeden Hüda-i’ce. Sonra önünde serilmesiydi azgın dalgaların sakince…

Aşk Hz. İbrahim gibi, ateşe atılırken gelen meleklere, “Ateşi yandıran benim halimi biliyor deyip, sizden talebim yok” diyerek,Cânı gönülden teslim olmaktı Alemlerin Rabbine…

Aşk Hz. Yakup misali, kaybettiğinde biricik Yusuf’unu, Rabbine güvenip, rıza ile beklemekti sonunu… “Bana düşen sabrı cemildir” diyebilmekti büküp boynunu…

Ya da âşık Yunus Emre gibi “Hoştur bana Sen’den gelen” diyerek, ’tan gelecek herşeyi itirazsız kabul ederek “Kahrında hoş, lütfunda hoş” diyebilmekti..

Aşk sevdalanıp güzeller güzeline, bağlanmaktı gönülden Silip yürekten masivayı, değil dünyadan, ahiretten geçmekti.. Aşk silmekti kalpteki gururu, hasedi, kibiri, Diyebilmekti Yunusca, boşverdim herşeyi “bana seni, gerek seni!..”

Evet, evet… Aşk sizce neydi!?.. uçsuz bucaksız gökyüzünde kanat çırpmaktı aşk!.. Vahasız çöl yollarında deli divane gezmekti aşk!.. Herşeyden geçip, sevgilinin hüviyetine bürünmekti aşk!..

Ne de çok düşündük değil mi ya aşkın tarifini… “İlk” te “son” bulmaktır!.. “Başlangıçta”, “bitmek”tir AŞK!.. Aşk ne hüzün, ne sevinç, ne hülya… Aşk, sahili olmayan koca bir derya!…
Aşk ne Mecnun, Aşk ne Leyla… AŞK dediğin, yüce MEVLA!… Genç yaşta bana aşık olan, “Habibimdir” der u Teala!….

ALLAH’ın “Habibim” dediği kullarından olmak duasıyla…
Vesselam…

Şeyma Karadağ. Alinti

Kurban Bayrami…

Kasım 26, 2009 § 1 Yorum

Unutmayın ki;Her Abdest Bir Yemindir!!!

Ekim 7, 2009 § 1 Yorum

Unutmayin kİ; Her Abdest Bir Yemindir Aslinda
Bu Eller Bİr Daha Harama Günaha Uzanmayacak!
Bu Ağız Harama Açılmayacak!
Bu dil Bİr Daha kötüyü Söylemeyecek,İftİra Etmeyecek, Yalan Söylemeyecek,dedİkodu Yapmayacak!
Bu Burun Denİ Arzularin PeŞİnde KoŞmayacak!
Bu Kollar Harama Sarilmayacak!
Bu Gözler Harama Bakmayacak!
Bu Beyin KötüyüPlanlamayacak!
Bu Kulaklar Harami Duymayacak!
Bu Ayaklar Harama Adim Atmayacak!
Söz Verİyorum ALLAHim!
Evet itiraf Edİyorum Bunlari Yaptim,affet!
Temİzle, Arit Benİ, Sen Temİzlemezsen Ben Temİzlenemem!
Bana Yardim Et, Benİ Temİzle , Benİ Arit!
Her Abdest Bu Anlama Gelir Ya Da GelmelİFarkindamiyiz?
Abdestmi Aliyoruz?
Yoksa El Yüzmü Yikiyoruz?
Abdest Ruhumuzda Beynimizde Böyle Algilaniyormu? Yankilaniyormu?
Eğer Abdest Böyle Alinmişsa Uzakta Değill Hemen Evinizin Önünde, Çok Yakininizda,hatta Evinizin İçindeİstediğinizde Hemen Bulabİleceğiniz Aritici, Temİzleyİcİ, Durulayici Bİr Nehİr Bulursunuz
Böyle Bir Nehirde GÜnde 5 Kez Yikananda kirden, Günahtan Eser Kalir mi?

alinti

Where Am I?

You are currently browsing the Dualar category at Hayatyolcusu.