Ömur Ezanla Namaz Arasidir…

Eylül 26, 2010 § Yorum bırakın

Bir dede ile torunu arasında geçen,
ömrün ne kadar kısa olduğunu güzel bir dille
bizlere hatırlatan sıcacık bir hikaye.
Torunu, dedesine merakla soruyor:
‘Dedeciğim! Bir insanın ömrü ne kadar olur?
 ‘Dede tatlı bir gülücükle:
  Ezanla namaz arası kadar yavrucuğum.’ deyince torun:
‘Nasıl yani, ömür bu kadar kısa mı?’ der.
 Dede: ‘Evet yavrum. ömür, namazsız ezanla,
Ezansız namaz arası kadardır.’ diye cevap verir.
Torun yeniden sorar:
‘Namazsız ezan ve ezansız namaz sözlerinden
 ne kastettiğini anlamadım dedeciğim.
Bu ne demek açıklar mısın?
‘ Dede şefkatle ellerinden tuttuğu torununa:
 ‘Bak yavrum, geçenlerde komşumuzun çocuğu doğdu.
O çocuğun kulağına ezan okundu değil mi?
Işte o ezanın namazı kılındı mı?
Kılınmadı.
O ezan ‘namazsız ezan’dı.
İnsan öldüğü zaman kılınan cenaze namazının da ezanı yoktur.
O da ‘Ezansız namaz’dır.
Aslında o namazın ezanı insan doğunca okunmuştu kulağına.
Bak ey insan!
Doğdun, ama öleceksin, ömür çabuk biter, hayatını iyi değerlendir.
Boşa vakit harcama!
İkazını yapıyordu o ezan.
İşte yavrum :
ÖMüR, EZANLA NAMAZ ARASI KADARDIR.
Sakın boşa geçirme.
Ömrünü dolu dolu yaşa, bir nefes bile boşluk bırakma!
alinti…

Hoşçakal demek istiyorum giderken.

Ağustos 29, 2010 § Yorum bırakın

“Hoşça kal” demek istiyorum giderken.
“Hoşça kal”da kocaman bir umut vardır çünkü.
“Sen hoş kal, ben geleceğim”dir aslında ardına gizlenen.
“Şöyle bir tur atıp geleceğimdir.
Bir kayboluş değildir “Hoşça kal”,
Aksine beş dakika sonra geleceğimdir ya da beş saat sonra.
Gelirken de tüm umutları çuvalla getirmektir.
Hayatın gülücüklerine ufak bir hüzün eklemektir,
Dudağın yarısına tebessümü saklayarak.
Nefes almanın biraz güçleştiğini hissetmek ama hiç durmayacağını bilmektir.
“Hoşça kal” ağlamaktır koparcasına, sarılmaktır karşındakine.
Çünkü bilinir ki geriye kesin dönüş vardır bir gün.
Aşk bitmemiştir yüreklerde, daha sıcacıktır.
O sıcaklık köz olsa da hiç bitmeyecektir.
Zira “Hoşça kal” denmiştir giderken.
Gözler birbirinden hiç ayrılmayacaktır, kalple işbirliği yaparcasına.
Kalp, adını her duyuşta fırlayacaktır yerinden.
Çünkü “Hoşça kal” denmiştir giderken.
Dünyanın bir ucunda bile olunsa o hep seninledir,
Nefesi hep boynunda, umudu hep seninledir.
Bazen bir köşe başında beklemektir,
Onun oradan sana koşacağını bilmektir.
Ağlarken güldürür.
Severken daha da sevdirir.
“Hoşça kal” kısa bir mola, küçük bir nazdır.
Ancak ne olursa olsun, sonu hep mutluluktur.

Elveda demek istemiyorum giderken.
Hüzün dolu ayrılıkları kemikleştiren bir kelimedir çünkü.
Sevdaları yürekten kopartıp atan ve yerinde yaralar bırakandır.
Çiçekleri soldurup, güneşi bile karartandır.
Tüm yaşanmışlıkları ortadan kaldırıp,
Hatıraların koynunda yıllandıran bir kelimedir, “Elveda”.
Bakışların bakışlara kenetlendiği günlerin,
Saatlerin hatta saniyelerin bittiğidir.
Sevgi sözcüklerinin tükendiğidir, konuşamamaktır.
Özlemlerin himayesine girip ve hiç çıkmamaktır “Elveda”.
Kalbin yerinden çıkacakmış gibi atmasının sonudur.
Seni yalnızlığınla baş başa bırakıp,
Dokunuşların hissini kaybetmesidir, uyuşmaktır “Elveda”.
Dünyanın sonudur, yaşarken ölmektir, anlamsızlıktır.
Tatlının acı, tuzlunun tuzsuz, suyun ise zehir olmasıdır.
Fotoğraflara son kez bakıp
hepsini göz kırpmadan yakabilmektir.
Bazen kalbin izin vermese de “Ah” etmektir “Elveda”.
Bazense verdiğin ömre bir yenisini eklemek için
RABBİNE dua etmektir.
Başını geriye çevirmek ve beyaz mendil sallamaktır,
gözlerde iki damla yaş ile birlikte.
Ya da ardına bakmamak ve gözlerinden damlaması gereken yaşları içine akıtıp hızla uzaklaşmaktır.
Bir an kendinle olan mücadeleni kaybedip yine ona koşmaktır,
Ancak uzakta kalmak ve
sadece seyretmektir, görebilmektir onu.

Beraber yaşadığın günleri büyük bir iştahla saymak yerine, artık tarihleri unutmaktır.
Hiç neşe barındırmaz içinde “Elveda”.
Sıcaklıktan uzaktır, sevgi katilidir, sinsidir.
Bir onur mücadelesidir, kıyasıya.
Kısacası, umudun bitmesi ve ömrün kalan kısmını uzatma olarak görmektir “Elveda”.

Bu yüzden, sırf bu yüzden
“Elveda” demek istemiyorum
sevgini yüreğimde taşıdığım için
Sadece “Hoşça kal” demek istiyorum..

Hoşçakal…

Alinti

O halde yüzün gülsün…

Ağustos 29, 2010 § Yorum bırakın

 

Ey burnu kanasa hemen kadere küsüp yüzünü ekşiten.
Gülden hiç ders almıyor musun?
Bütün yaprakları tek tek yolsan gül yine de gülmekten vazgeçmez.
Hale razı oluş şükürdür.
Gül de daimi bir şükür makamındadır.
Hem bilmez misin ki başına gelen sıkıntılar aslında daha büyük bir sıkıntıya set olur da başındaki belayı def ederler.
O halde yüzün gülsün..

Hz. Mevlana

Ama ben onun kim oldugunu biliyorum!!!

Ağustos 29, 2010 § Yorum bırakın

Yasli bir bey, sabah erken evinden çikmis yolda ilerlerken, bir bisikletlinin kendisine çarpmasi ile yere yuvarlanmis ve hafif yaralanmis. Sokaktan geçenler, yasli adami hemen en yakin saglik birimine ulastirmislar.

Hemsireler, adamcagizin yarasina pansuman yapmislar, ama ‘biraz beklemesini ve röntgen çekerek her hangi bir kirik veya çatlak olup
Olmadigini inceleyeceklerini söylemisler. Yasli adam huzursuzlanmis ve acelesi oldugunu, tetkik istemedigini söylemis.

Hemsireler merakla acelesinin sebebini sormuslar. Adamcagiz da: ‘Karim huzur evinde kaliyor, her sabah onunla kahvalti etmeye giderim, geç kalmak istemiyorum.’ demis.

‘Karinizin, siz gecikince merak edecegini düsünüyorsunuz herhalde.’ Demis bir hemsire. Adam üzgün bir ifade ile ‘Ne yazik ki karim Alzheimer hastasi ve benim kim oldu gumu bilmiyor.’ demis.

Hemsireler hayretle: ‘Madem sizin kim oldugunuzu bilmiyor, neden her gün onunla kahvalti yapmak için kosturuyorsunuz?’ demisler.

Adam buruk bir sesle ‘Ama ben onun kim oldugunu biliyorum.’ demis.
SEVDİKLERİNİZİN KİMLER OLDUĞUNU UNUTMAMANIZ DİLEĞİYLE!..

Alinti

Bir Bardak Çay Gibi Ömür…

Ağustos 29, 2010 § Yorum bırakın

Bir Bardak Çay Gibi Ömür…
Kiminin Ki Bir Dikişte Biter Kimininki İse Yudum Yudum…

Dibinde Kalan Çöpler İse Hayattan Kalan Kalıntılar…
Üç Şeye Dikkat Etmek Gerekir Yaşamda…

Göz, Dil Ve Gönül…
Göz Ve Dile Hâkim Olmak Zor Ama Gönül’e Hâkimiyet Daha Güç…
Gönlü Sakınmak Lazım; Kin Nefret Ve Kıskançlık Yatağı Olmaktan…
Tereddütte Kalmamak, Ne İstediğini Bilmek Veyahut Neyi İsteyeceğimizi Bilmek…
Küstahlığa Düşmek Korkusu Da Var Tabi

İnsanın İçinde Davaya, Hayata Ve İlme Karşı…
Övünmek Korkusu Da Var Tabi İnsanın Küfre, Cisme Ve An’a Karşı…
Sanki Canavarın Esiri Gibi Bir Sağa Bir Sola Çarpıyor,
İstikrarsız Ekonomi Gibi Bir İleri Bir Geri Gidiyorsun… Enflasyonun Canavarı Olmuşuz Haberimiz Yok…
Karanlıkta Kaybolan Gölge Misali Silinmiş Hayattan,

Ayrılmak Zor Ama Sonu Bilmek Daha Zor… Hazan Mevsiminde Dökülen Yapraklar Gibi,
Tek Atımlık Kurşunu Kalmış Kovboy Gibi, Ölümün Soğukluğunu Hisseden Gladyatör Gibi,

Hızlı Adımlarla Çıkan Ve
Yine Hızlı Adımlarla Düşen Başarısızlıktan Korkan, Başarınca Başarısızlığı Unutan, Başarısız Bir Başarılı Gibi…
Ben Mutluluk Sınırlarını Aşıyorum… Asım’ın Nesliyiz Acıların İçinde…

Acılarımı Anıyorum Devamlı Günbegün…
Dost Görünen Düşmanlar, Düşman Olan Dostlar İle…
Aklımın Duru Olması Zihnimi Karmakarışık Yapıyor, Her Bölgesi Neden Ve Niçinler İle Dolu… Toprakta Çürüyen Beden Ve Saç,
Yoldaş Olan Kefenle Nefis, Peşime Düşen Sessiz Gölgeler…
Karanlık Sokaklarda Sessiz Ve Çaresiz Şikâyetname Hazırlamaktalar Hakkımda…

Öldü Dersiniz…
Ölümü Hak Edecek Yeterlilikte De Değilim Ama Medet Bekleyecek Tek Bir Kabı, Felaha Çıkacak Bir Yol Vardır Belki…
Rengârenk Hayatın Renksiz Yaşamı Sonsuz Zamanın Ruhsuz Ecdadı Yaşanmış An’ın Yaşanmamış Saati Susuz Bahçenin Solmuş Gülü…

Hayatın Acımasızlığı İle Ruhum Tevafuklar İle Ayakta…
Gül Yüzlülerin Hayranlığı Var Sana… Bunu Düşün Sükût Et… Et Ki En Azından Adam Bilinesin Sükûtsuzlar Arasında…
Arkadaşlık, Dostluk Önemlidir …

Değerini Bilmek Gerekir Sırrını Paylaşabileceğin, Derdini Anlatabileceğin,
Üzüntünü Dile Getirebileceğin, Sevincini Haykırabileceğin Bir Kişinin Çevrende Olması İnsana Hem Güven Hem De Mutluluk Verir Sende Taşın Altına Elini Koyacaksın Ama Her Şeyi Başkasından Beklememelisin…

Kılıç Üzerinde Yürüyeceksin Ama Kılıç Hayatı Ve Seni Kesmeyecek…
Yok, Öyle Yağma…

Kalbini Açık Tutacaksın Hayata…
Kalbin Kör Olursa Gözler Görür Mü Ki Hiç…
Gözü Kör, Kalbi Kör, Yaramaz Bir Beden…
Palyaçolara Özendim… Yüzüm Sırıtırken İçime Kan Akıtıyorum…

Metafizik Âlemde Takılıyor, Patlamaya Hazır Bombaya Dönüşüyorum…
Saniyeler Var Patlamaya… İyiler Arasında Kötülük Yüklü Bir Bombayım…

Bütün Kötülükleri Yok Etmek Adına… İyiliğin Değerini Anlamak İçin Bu Yapılanlar…
Kötülük Olmasaydı İyiliğin Hiçbir Özelliği Kalmazdı Onun Değerini Ortaya Çıkarır Kötülük…
Bir Bardak Çay Gibi Ömür…

Kiminin Ki Bir Dikişte Biter Kimininki İse Yudum Yudum…
Dibinde Kalan Çöpler İse Hayattan Kalan Kalıntılar

Alinti

Sana Kalbimi Getirdim…

Ağustos 28, 2010 § Yorum bırakın

Sana Kalbimi Getirdim
Gecelerden sabahlara,
Karanlıklardan güneşlere doğru açılan
Yüreklerimizin perde aralıklarından süzülen,
Nur katreleriyle geldim kapına!

Ey rahmetiyle kalpleri evirip çeviren,
Sana kalbimi getirdim.
Ey kalpleri nuruyla sarıp okşayan!
Onulmaz günah yaraları ile
Kan revan kalbim avuçlarımda,
Kapına geldim.

“Selam olsun ömür seccadesini gönül dergahına serenlere”
Diyebilmeyi ne çok isterdim,
Biliyorum ne yüzüm var ,ne de hakkım.

Öğrendim ki dua, aşığın maşuğuna bir haber salmasıdır;
Bekleyiştir, iştiyakla, korkuyla, ümitle bekleyiştir.
Önünde bütün ruhumla secde edebilseydim.

VE O PİŞMANLIKLA
AFFET BİZİ RABBİM DİYEBİLSEYDİM.
GECENİN BU VAKTİN DE.
alıntı…

Bir bebeğin yarım kalan günlüğü

Ağustos 27, 2010 § Yorum bırakın

5 Ekim: Bugün var edildim buradayim varim,Müthiş bir duygu bu varoldugumu henüz annem ve babam bilmiyor. Bir Elma cekirdeginden bile kücügüm ama nede olsa ben benim varim ya bu bana yetiyor. Henüz bedenim belli belirsiz,yüzüm yok ama varligimi ve benligimi hissedebiliyorum.Bir kiz olacagim ve baharda cicekleri sevecegim.

19 Ekim: Biraz büyüdüm kimildamam mümkün degil.Annem henüz farkinda degil ama onun kaniyla besleniyorum.Kalbini dolasip gelen simsicak kan bana geliyor .Beni sevecek bir kalbin kipirtilarini simdiden hissediyorum,Annem beni cok sevecek.Annem icin güzel bir sürpriz olacagim.

23 Ekim:Hic görmedigim bir el agzimi bicimlendirmeye basladi,dudaklarimda onun dokunusunu hissediyorum,Bu elin dokundugu yerler dudagim damagim oluyor.Düsünün bir yil sonra bu elin dokundugu yerde tebessümler acicak gülecegim.Dudagimdan ve dilimden sözler dökülecek Anne diyecegim.Anne duyuyormusun beni? seninle konusacagim.Sana gülecegim Kimilerine göre hala daha var degilmisim..Nasil olur? varim ve gülücükler sunacak dudaklarimda olmak üzere.Hem sonra bir ekmek kirintisi ne kadar kücük olursa olsun yine ekmekdir,öyle degilmi annecigim ah bir konusabilsem!

27 Ekim:Bügun pek mutluyum.Icimde tatli bir kipirti basladi atan bir kalbim var kalbim atmaya basladi,hayatim boyunca atip duracak,sevgilerle dolduracagim kalbimi,tipki annemin ki gibi,annem bedeninde iki tane kabin birden atmaya basladigini bilse ne kadar da sevinirdi,duyuyormusun anne?

2 Kasim: Hergün biraz daha büyüyorum,Kollarim ve bacaklarimda bicimlenmeye basladi,hele bir büyüsün kollarim bak nasil kucaklayacagim seni annecigim,su ayaklarimda tamamlansin da beraber cicekli bahcemizde yürüyelim,belki birlikte okula gideriz.

12 Kasim: Ah Evet…bunlar,bunlar ne kadar sevimli ve kücük seyler ,aman allahim parmaklarimda cikmaya basladi,bunlarla cicek toplayacagim,annemin elini tutacagim,kalem tutacagim,belkide güzel bir siir yazacagim,annecigim ordamisin? Ellerimi ellerinin arasina koymak icin sabirsizlaniyorum.

20 Kasim: Ohh nihayet..annem doktora gitti burda oldugumu ögrendi..yasasinn!doktor teyze özel bir cihazla gördü beni,ultrason diyorlarmis.Resmimi bile cekdi.Seviniyormusun annecigim? Seneye kalmaz kollarinin arasinda olacagim..

25 Kasim: Artik babamda burda oldugumu ögrendi;fakat henüz kiz oldugumun farkinda degiller onlara sürpriz yapacagim.. 10 Aralik: bugün yüzüm tamamlandi artik iki güzel gözüm,biri kücük burnum,dudaklarim ve yanagim var,anneme benziyorum galiba..

13 Aralik: Artik cevreme bakabiliyorum.etrafim cok karanlik ama olsun,yinede mutluyum yasiyorum ve varim.Kisa bir süre sonra gün isiginida görebilecegim,renkleri ve cicekleri taniyabilecegim.Rüyamda gördüm,dünyada gökkusagi diye bisey varmis,onu cok merak ediyorum.annecigim babacigim sizin yüzünüzüde görecegim,tanisacagiz,mutlu olacagiz,gülüsecegiz…

24 Aralik: Kulaklarim daha iyi duyuyor artik,annecigim senin kalbinin seslerini duyuyorum.Benim kalbimin atislarinida sen duyabiliyormusun? Hatta sesini bile taniyabiliyorum Sesin ne kadar tatli,hic duymadigim bisey bu..Güzel vede saglikli bir kiz olacagim kollarinda uyuyacagim,yüzüne bakacagim,o tatli sesini dinleyecegim,benim icin ninni de söyleyecekmisin annecigim? Sende beni özlüyorsundur mutlaka,beni koklayacaksin ..cok seveceksin degilmi?…

28 Aralik: Anne burda biseyler oluyor.Doktor abla neden mutsuz bakiyor öyle?sense aci cekiyor gibisin,kalp seslerin degisdi…susdun.Benimle neden konusmuyorsun anne?anne…anne…annecigim,yüzümde soguk bir sey hissediyorum.Anne yüzümü parcaliyorlar anne neolur birseyler yap canim cok aciyor.Kolumu cekiyorlar anne….annee..Ayaklarimi parcaliyor bu sey anne…Beni sana baglayan damari kopardilar anne…anne…kalbimi parcaliyorlar….annecigimm..annee…an….

KÜRTAJINIZ TAMAMLANDI HANFENDI GECMIS OLSUN

alinti

Where Am I?

You are currently browsing the Ibret dolu hikayeler category at Hayatyolcusu.